Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Kıreymir Köyünde 1873 de doğdu.1938 yılında Hakka yürüdü.Türbesi Merzifon’da evinin bahçesindedir.Asıl adı Ali’dir.Gümüşhacıköy’e bağlı Keçiköy’de bir düğüne güreşmek üzere pehlivan olarak gitti. Aşık Kul Hüseyin adlı dervişin telkinlerine ve “gerçek pehlivan kendisiyle,kendi hırsıyla,kendi nefsiyle güreşen,onu yenendir” demesi üzerine Ali,”Sadaksın üstadım” diyerek, Aşı Kul Hüseyin’in sözlerine,öğütlerine uydu.Kendisine orda Kul Fakır mahlası verildi.Gönlüne aşkın,muhabbetin ateşleri doldu.Okur yazar değildi.Hacı Bektaş dergahına özellikle o sıralar Pir postunda oturan Ahmet Cemalettin Çelebi’ye büyük bir saygıyla,hayranlıkla bağlandı.Deyişleri yöresel aşıklar tarafından cemlerde söylenmektedir.Deyişleri A.İhsan Aktaş ve Sabri Yücel tarafından derlendi.” Anadolu’da bir duru kaynak;Aşık Kul Fakır (1991-İstanbul ) adıyla yayınlandı.

Kul FAKIR’ın uyanışı:

Kul Fakır genç bir delikanlıdır. Cem muhabbet ortamlarına olan ilgi ve merakı yanında, pehlivanlığa da çok heveslidir. Çevre köylerde kurulan düğünlere katılır güreşlere iştirak ederdi. Günlerden bir gün çevre köylerden Keçiköyde bir düğün vardır. Bu düğüne pehlivan olan Ali Oymak ta davet edilir. Zamanın bir gerçeği olan ve köyümüzden de Büyük İbrahim Ağanın müsahibi yol kardeşi olarak bilinen Kul Hüseyin de bu köyde yaşamaktadır. Ali Oymak gelerek Kul Hüseyini ziyaret eder hanesine misafir olur, daha sonra Kul Hüseyin ile beraber güreş yerine gider.

Güreş başlar. Deste, sabun, ayak, orta güreşleri biter ve sıra başa gelir. Bu arada Kul Hüseyin ve etrafına toplananlar hem güreşi izlerler hem de muhabbet ederler. Kul Hüseyin’e büyük bir sevgi ve aşk ile bağlı olan Ali güreşi izlerken aynı zamanda Kul Hüseyin’i can gözü ile de dinlemektedir. Sıra baş pehlivanların seçilmesine gelince Kul Hüseyin “Gerçek pehlivan kendi nefsiyle güreşen ve kendi nefsini yenendir” der.

Bu sözler Ali’nin üzerinde büyük bir tesir yaratır, kafasında soru işaretleri belirir. Güreşe çıkıp çıkmamakta karar veremez. Bu ara Meydancıbaşı da baş güreşcileri meydana çağırır. Ali kendi ismi okununca birden Kul Hüseyin ile göz göze gelir, büyük bir enerji akımı meydana gelir. Kul Hüseyin’in bu nazari bakışı Ali’yi delip ÖZüne akar, Ali irkilir, sarsılır. Kendini toplayarak “Saddaksın ya efendim” der ve o andan itibaren kendi nefsinden başkası ile güreş tutmamaya karar verir.

Kul Hüseyin’in elinden mana dolusunu içen Ali günlerce bir deli divane gibi gezer. Ali’de büyük bir değişim meydana gelir dili çözülür mana alemine dalar. Kul Hüseyin’den Kul FAKIR mahlasını alan A